Bugün yazmayı istediğim konu aslında kendi mesleğim adına çok uzunca bir süredir devam eden fakat bu uzun süre boyunca sessizliğini bozmayı bir türlü başaramamış bir konuyla alakalı olacak.
Geçtiğimiz günlerde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın yaptığı bir açıklamada artık ilaçların marketlerde satılmasının gündemde olduğunu ve bunun nedenleriyle ilgili bir takım açıklamalar yapmıştı. Bunun üzerine eczacılar ayaklanmış, eylemlerde bulunmuş bir şekilde kendilerine yapıldığını düşündüğü haksızlığı protesto etmişlerdi. O protestolar içerisinde gördüğüm bir yazı beni hem üzmüş hem de cesaretlendirmişti. O yazı aynen şu şekildeydi, " Ya FAKÜLTELERİ KAPATIN ya da BIRAKIN İŞİMİZİ YAPALIM!" Bu yazıyla senin ne işin var Tolga diyenleri ilgilendiren bölüme geldik.
Bildiğiniz gibi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu antrenörlük bölümü öğrencilerininde yıllardan beri kanamakta olan en büyük yarasıdır bu. Bakın değerli okur, eczacıların isyanını haklı görüyorsan bir de şunu dinle. Tam 8 yarı yıl, 4 sene boyunca antrenör olmak için eğitiliyoruz. Bu süreçte bu işin, psikolojik, fizyolojik, kinesiyolojik, anatomik, teknik ve şu an bir çırpıda bunları yazarken aklıma gelmeyen bir çok boyutunda eğitim alıyoruz. Burada almış olduğumuz dersler bizim bir sporcunun antrenmandan önce neden 8 dakika değilde 10 dakika koşması gerektiğini bilecek kadar ince detayını öğrenmemizi sağlayacak bilgilerdir. Hangi çeşit çalışmanın ne şartlarda ve nasıl yapılması gerektiğini, bir sporcunun antrenman içinde gelişimini sağlamak için hangi özelliklerinin nasıl sıralanması ve geliştirilmesi gerektiğini öğreniyoruz.
Ben bu iş için tam 3 senedir bu okuldayım. Aldığım yabancı dil eğitimiyle beraber 4.yılım. Hala bu okul bünyesinde eğitim almaya, kendimi geliştirmeye ve öğrenmeye devam ediyorum. Araştırıyorum, yabancı kaynaklardan, çağın gerektirdiği ve geliştirdiği teknikleri çok yakından takip ediyorum. Peki tüm bunları neden yapıyorum?
Türkiye Futbol Federasyonu, bol bol ve sık sık antrenörlük kursları açıyor. Bu kurslar yaklaşık 10 gün kadar sürüyor ve bu kursların neticesinde yapılan sınav sonucu antrenör adaylarına diplomalar veriliyor. Eğer ki profesyonel bir futbolcuysanız ve cebinizde paranız varsa (ki olmaması ne mümkün?) benim 4 hatta yabancı dil ile 5 yıl da aldığım diplomayı bir kaç ay içinde alabilirsiniz.
İşin en acı tarafına geldi sıra. 10 gün içerisinde bu kursta hap haline getirilmiş vaziyette, benim okulda aldığım derslerin "BİR KISMI" burada ki antrenör adaylarına öğretilmeye çalışılıyor. Sonucunda çıkan antrenörler vakti zamanında bir takımda çalışmış yeni emekli bir futbolcu olunca tanıdıkları yöneticiler vasıtasıyla hemen üst kademelerde çalışmaya başlıyor.
Bakın kendimden örnek vereyim. Bu dönem staj için İzmir'in en büyük kulüplerinden birinde çalıştım. Çalıştığım kademe yeni adıyla A2 bir önce ki ismiyle PAF takımıydı. Bu takımın başında UEFA A lisansa sahip bir antrenör bulunmaktaydı ve bu antrenör bu diplomasını federasyonun açtığı kursta almıştı. Buraya kadar zaten her şey yukarıda anlattığım şartların bir sonucu, şaşırtıcı değil. Bu kulüpte eski bir futbolcu da olan antrenörle çalışmaya başladığımız da hep bir adım geride durarak yaptıklarını ve futbolculara verdiklerini gözlemledik. Bu süreçte öyle büyük yanlışlar vardı ve tüm antrenman yanlışlar üzerine kuruluydu ki inanmak mümkün değildi. Her an sakatlığa davetiye çıkartmaya müsait bu antrenmanı büyük bir şaşkınlıkla izlemiştik. Bir antrenmanın soğuma devresine çeviklik ve kuvvet antrenmanı konulmasını gördüğümüz an inanamamıştık. Biz daha şaşkınlığımızı üstümüzden atamamıştık ki korktuğumuz başımıza geldi ve 2 oyuncu sakatlandı. Antrenman içinde yapılan çift kale maç, 1e 1 , 2ye 2 gibi savunma hücüm organizasyonlarının ardından yapıldı bu çeviklik ve kuvvet çalışmaları sayın okur yanlış duymuyorsun. Netice kaçınılmazdı.
Şimdi ben soruyorum eczacıları haklı görenlere, sizce biz de mağdur değil miyiz? Bir futbolcu illa ki antrenör olmak istiyorsa, okusun 4 senelik bu okulu öğrensin tüm bilimi geçsin takımın başına kim hayır diyor ki? Ama olmaz sayın okur, bizim ülkemizde reçeteyi market okur, futbolu mütahhitler yönetir çünkü.
Üzülüyorum değerli okur, haksızlığa tahammül edemiyorum. En iyisi olmak için çabalarken, birilerinin yanlışlarını kabullenerek bu işi yapmak istemiyorum. Fakat bunun için bu ülkenin daha milyonlarca fırın ekmek yemesi gerekicek ve bizde hep başkaları bu işi nasıl yapıyor diye aval aval izlemeye devam edeceğiz.
Saygılarımla.